Değiştirmek değil, desteklemek
Bir cildi “düzeltmeye” çalıştığımızda çoğu zaman onu tanınmaz hale getiriyoruz. Oysa cildin çoğu zaman ihtiyacı olan şey müdahale değil, destek.
Muayenede en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Bir şeyler yapılmalı.” Bunu söyleyen kişiye çoğu zaman önce şunu soruyorum: neyi değiştirmek istiyorsun, neyi korumak istiyorsun?
İkinci sorunun cevabı genellikle daha uzun sürüyor. Çünkü aynaya bakarken gözümüz eksiği arıyor; olanı fark etmek için biraz durmak gerekiyor.
Cilt, üzerinde işlem yapılan bir yüzey değil; yaşadığımız hayatın kaydını tutan bir organ. Uykusuz geçen bir dönemi, uzun süren bir stresi, değişen bir beslenme düzenini oradan okumak mümkün. Bu kaydı görmezden gelip yalnızca yüzeye müdahale ettiğimizde, aynı yere tekrar tekrar dönmek zorunda kalıyoruz.
Desteklemek dediğim şey bu: önce tabloyu anlamak, sonra gerekirse ve gerektiği kadar müdahale etmek. Yapılabilecek her şeyi yapmak zorunda değiliz. Ölçülü olmak, çekingenlik değil; bir tercih.
Bu yaklaşımın en zor tarafı sabır istemesi. Hızlı sonuç vaat eden her şey daha cazip görünür. Ama uzun vadede kişiye benzemeye devam etmek, kısa vadede fark edilir olmaktan daha kıymetli.